top of page

Oğuz Atay / Tehlikeli Oyunlar

“Hayata dayanamayan her insan gibi yapılır oyunda... 'mış' gibi yapılır.”


ree
Oğuz Atay

Oğuzum Atay edebiyatımızın en önemli isimlerinden biridir ve eserleriyle birlikte modern Türk romanının gelişiminde etkili olduğu ifade edilir. Edebiyat tarihimizin en etkili ve özgün yazarlarından biri olarak hatırlanır ve eserleri modern Türk edebiyatının klasikleri arasında yer alır.


Atay, 1934 yılında Kastamonu'da doğmuş ve 1977 yılında İstanbul'da hayata veda etmiştir. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde öğrenim görmüştür. Ayrıca Edinburgh Üniversitesi'nde psikoloji üzerine yüksek lisans yapmıştır.


Atay'ın eserleri, genellikle yurdumuzun toplumsal, siyasi ve kültürel yapılarına göndermeler barındırırken, aynı zamanda (Psikoloji bilimiyle hemhal olmasından mütevellit) bireyin içsel dünyasını da derinlemesine aktarmayı ihmal etmez. Keza romanlarındaki karakterler genellikle toplumsal normlara uymakta zorlanan, içsel çatışmalar yaşayan ve varoluşsal sorgulamalarla meşgul kişilerdir.


Oğuzum Atay'ın eserleri, sıra dışı anlatım teknikleri, ironik yaklaşımı ve derinlikli karakter analizleriyle edebi çevrelerde büyük takdir toplar. En ünlü eseri olan "Tutunamayanlar" Türk edebiyatında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bu roman, modern Türk toplumunun sıkıntılarını, bireyin kimlik arayışını ve iletişimsizliği incelerken, aynı zamanda özgün bir anlatım tarzıyla dikkat çeker. Bizzat tarafımdan bir sonraki kitap önerisi yazıma konu olacaktır. Antalya gidiş dönüş için uçak değil de otobüs yolculuğunu tercih etme nedenim Tutunamayanlar adlı eseri size anlatmak için yeniden okumaktır. Bu iki eser edebiyatımıza ne de büyük mirastır...


Atay'ın edebi mirası, Türk edebiyatının yanı sıra dünya edebiyatına da önemli katkılar yapmıştır. Eserleri, her dönem geniş bir okuyucu kitlesi tarafından ilgiyle okunmakta ve edebiyat eleştirmenleri tarafından sürekli olarak incelenmektedir.


Döneminde dil ve üslup açısından yenilikçi bir yaklaşım benimseyen Atay, eserlerinde modernist ve postmodernist unsurları başarıyla birleştirir.


Ahmet Hamdi Tanpınar ve Dostoyevski hayranıdır. Röportajlarında bir çok kez Tanpınar'dan çok etkilendiğini ve bu büyük ustanın eserlerinden esinlenerek yazdığını ifade etmiştir.

Tehlikeli Oyunlar

"Tehlikeli Oyunlar" adlı roman Türk Edebiyatında en önemli yapıtlardan biri olarak karşılık bulmakta, klasikler arasında yer almakta ve Çağdaş Türk Edebiyatının öncü eseri olarak kabul edilmektedir.


Roman, modernist bir yaklaşımla kaleme alınmıştır. Okuruna, kahramanın iç dünyasını ve yaşadığı çelişkileri, aynı zamanda dönemin Türkiye'sinin toplumsal ve siyasi durumunu kapsayan eleştirel bir bakış açısı sunmaktadır.


Ana karakterimiz Hikmet Benol'un içsel monologları ve günlük yaşamının detayları arasında gidip gelen bu güzide eser, Hüsamettin Albay üzerinden anlatı oluşturmakta, aynı zamanda okuyucusunu hayal ve gerçek arasındaki ironik göndermelerle derin ve felsefi düşüncelere savurmaktadır. Canımın içi yazarın dil ve üslup kullanımı, eserin edebi değerine değer katmaktadır.


"Tehlikeli Oyunlar," Türk edebiyatının önemli bir dönüm noktasını temsil eder ve edebi açıdan zengin bir okuma deneyimi sunar. Toplumun birey üzerindeki etkilerine karşın bireyin kimlik arayışını, insan ilişkilerinin karmaşıklığını ve iletişimsizliğin yol açtığı içe dönük yıkımları derinlemesine ele alır.

Teknik

Kendimi tekrar etmek gibi olacak ama "Tehlikeli Oyunlar," Türk edebiyatında modernist ve postmodernist edebiyatın önemli örneklerinden biri olarak kabul edilir. Dönemi itibariyle yazım tekniği açısından sıra dışı bir romandır.


Atay eserlerinde genellikle, geleneksel kronolojik anlatım yerine karmaşık bir anlatı yapısı kullanır. Zamanın ve mekanın akışı sık sık kesilir ve hikaye farklı zaman dilimleri arasında gider gelir. Bu vaziyet, okuyucunun olayları ve karakterleri daha derinlemesine anlamasını sağlıyor olsa da okuma deneyimini zorlaştırabildiği söylenebilir. Bu nedenle bu kitabı inceleyen edebiyat sayfalarında sıklıkla "Sakin ve dingin zamanlarda okuyun." uyarısı yapılır. Ki bu uyarı bence aşırı doğrudur.

Bu eser günlükler, mektuplar, röportajlar ve diğer belge türlerinin kullanımı gibi çeşitli anlatım tekniklerini bir araya getirir. Bu farklılıklar sayesinde romanın daha zengin ve çok yönlü bir yapıya sahip olduğu söylenir. Harbiden de öyledir.


Ayrıca "Tehlikeli Oyunlar," neredeyse tamamen postmodernist edebiyatın özelliklerini barındıran bir eserdir. Metin içi metinler, alıntılar, mizahi göndermeler ve gerçeklikle oyun oynama gibi unsurlar, romanı postmodern edebiyat türünün yapı taşı haline getirmiştir. Oğuzum Atay döktürdükçe döktürmüştür. Çokça ironi, bir hayli grotesk, yoğun bilinç akışı, metinler arasılık... Ne ararsanız vardır bu eserde. Belki sırf bu yüzden bu kitap bir şaheserdir.


Ustaca işlenmiş cümleler arasında yer yer tebessüm ederken göğsünüze saplanan hançerin acısını hissettiğinizde edebi övgülerimin aslında ne kadar yetersiz olduğunu anlayacksınız eminim...

Kitabın Özeti Mahiyetindeki Cümle

"Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez... işte bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır. Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum."

Cemusal ve Azıcık Eleştirel

Edebiyatla hemhal olduğunu gösterme çabasıyla görünür olmaya ve beğeniye aç ortalama sosyal medya kullanıcılarının mide bulandırır hale getirdiği 'tek cümlelik aforizma' fetişine fabrika niteliği taşıyan bir kitaptır.


Baş karakter Hikmet'in anlatıcılığında monolog ve bilinç akışından oluşan romanda; okurun kendi yaşamından uyarlayacağı sözler bulması mümkün olduğundan 'albayım' ile biten cümlelerle gönderilere sıklıkla rastlamak mümkündür. Tıpkı Atay'ın bir başka şaheseri olan Tutunamayanlar'daki Olric diyaloglarında olduğu gibi...


2010 yılından itibaren kendi yılgınlığını övünülecek bir bokmuş gibi sürekli dolaşıma sokmasıyla bilinen postmodern arabesk kişiliklerin sosyal medyada Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunları kendine malzeme etmesi tesadüf değil elbette. Var olan beğeninin hızla sirküle olup büyük bir kitle tarafından fark edilmesi için oldukça büyük birer cephane deposu bu eserler. Kaybetmenin, hatalar yapmanın ve başarısızlığın övgüye mazhar oluşuna ibadet etmek için kutsal kitapların başında geliyor bu eserler.


Sanal alemde kendisi bir halt üretemeyen aciz karaktersizler için kopyala yapıştır alıntılarla aforizma dolaştırıp etkileşim almak uğruna kitaplıklarda değil anasayfalarda daha popüler oldu Oğuzum Atay.


Dizilere, filmlere konu olması için de yeterliydi bu popülerlik. Çünkü böylece ülkecek kaybetmeye başladığımız altkültür niteliği ve 'cool' olma arzusunu Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar sayesinde yeniden üretebilirdik. Öyle de yaptık. Kitabı da yazarı da popülerliğe kurban edip gerçek değerlerinin içine sıçtık.

Ana Fikir

Hayat, Gerçekler, Oyun ve Hikaye..


Romanın hikayesine girdiğiniz andan itibaren Hikmet Benol karakterinin hayatın gerçekleriyle baş edemediği için başarısızlıkla dolu oyunlarına daldığınız manzaralarda bulacaksınız kendinizi.


Eğer siz de hayatınızın gerçekleriyle baş edemeyen ve kendiliğini oyunlara, rollere ve başka yaşamlara özenerek heba eden birer kişiliksizseniz size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haber; Hikmet embesili ile çok kolay empati kuracaksınız. Kötü haber; Zaman zaman öfkeleneceğiniz Hikmet beyinsizi sizsiniz... Hatta bu yüzden öfke duyacaksınız.


Hikmet hayatında bocaladıkça, oyunlar oynamakta buluyor kaçışı. Kendisinin yazdığı yönettiği ve oynadığı bir oyuna dönüşüyor yaşamı. Sorun şu ki; hayat bir oyun değil. Zaten Hikmet hayata değil, kendisine yeniliyor. Çünkü Hikmet, hikayesi boyunca tercihlerinin sorumluluğunu almaktan imtina eden, bu tercihlerin üzerine bina edilmiş gerçeklere tahammül edemeyip hayatı ve hayatındaki insanları bir oyun edasıyla yaşayan, üstelik bu oyunlarda da dikiş tutturamayan bir göt.


Aşk hayatında bocalayan, sosyal ilişkilerinde kimi zaman kendini açan, kimi zaman kapkapalı olan bir birey Hikmet Benol. Gelgitleri ve yalnızlığı, trajik bir kader oyunundan ziyade, kendini bulmak kompleksiyle bezenmiş metropol kaprislerinden ve şımarıklığından öteye gitmiyor. Tek satırlık aforizmalardaki arabesk hassasiyetin arz talep gücüne bakacak olursak; edebi anlamda değil de etkileşim uğruna karşılık görmesine üzülmemek elde değil...


Çünkü bence Tehlikeli Oyunlar, Türk edebiyat dünyasında yazarıyla özdeşleşmiş desenleriyle eşsiz bir soluk.

Evet, tam bir kaybeden insan öyküsü. Evet, okuyucunun kendi yaşanmışlıklarının, kendi öz trajedisinin üzerine yeni bir basamak çıkmasına gerek duymayan ama yine de okurunun kendinden öykünmesini sağlamakta hiç zorlanmayan bir öykü.


"Bazı kelimeler bazı anlamlara gelmiyor albayım..."

... eğer Oğuz Atay'ın kaleminden çıkmıyorsa.


Analizim için rica eder, okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Kitabı okumaya karar verirseniz ve teşebbüs ederseniz de keyifli okumalar dilerim sevgili dostlar.


Cemal Muhsin Bulut


ree

Yorumlar


bottom of page