Bunca Zaman Sonra
- Cemal Muhsin Bulut

- 26 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 13 Oca
7 ay kadar yoktum buralarda. 7 ay boyunca sustum. Susmak konuşmaktan daha dürüst geliyor artık. Hem zaten bunca zaman konuştum da ne oldu? Kelimeler de insanlar gibi erken ölüyor; ölümler sıradanlaştıkça cümleler de anlamını yitiriyor. Ben de bu sıradanlığa alışmamaya çalıştım. Alışmak, ruhu teslim etmiş olmaktır. Ben alışmayacağım.
Son yedi ay içinde bir mucize olmadı dersem yalan olur. Gerçi ben mucizelere inanmaya son vermiştim ama yine oldu işte. Bazı insanlar vardır. Hayatımıza sihirli bir değnekle dokunur, her şeyi güzelleştirirler. Sonra kafamıza kafamıza vururlar o değneği ama olsun. Canları sağ olsun. O değneği bir yerimize sokmalarından iyidir yine de...
İzmir defterini kapattım. İstanbul'dayım. Kaş 'a gidip geliyorum. Deniz aynı deniz, kayalar aynı kayalar. Liman aynı liman. İnsan bazen değişmediği için seviyor bazı yerleri. Özgür ve Tuncay abimle görüştüm. Bazı karşılaşmalar vardır; iyiliğin hâlâ var olduğunu hatırlatır. Hepsi bu. Daha fazlasını beklemek aptallık olur. Zaten aptallar ve kendini herkesten akıllı zannedenler mutsuzluk içinde yaşar. Bu iki grubun ortak özelliği, beklentilerinin gerçekle hiçbir zaman buluşmamasıdır.
Arkadaşlarımla ve kardeşimle geçiyor zamanım. Aynı masada oturup susabildiğim insanları seviyorum. Susmak kusur değildir. Suskunlukta kusur aranmaz. Her yerde ve her şeyde kusur görenlerdir asıl kusurlu olan. Suskunluk dürüsttür. Benim ruhumun ihtiyaç duyduğu şeyler de bunlar zaten: kediler, aşık olduğum kadın ve sessizliğin ahenk içinde etrafımda dolandığı bir dünya. Büyük cümlelere gerek kalmaz. Sizlerle görüşmeyeli küçük anların içinde ve hayattaydım.
Bazı kapılar yüzüme kapandı. Bazılarına kapılarımı kapattım. Bu hayatta ne yaparlarsa yapsınlar kapılarımı kapatmayacağım tek bir insan var. Bana kırgın. Bana kızgın. Onunla biraz daha anı biriktirdik. Ama anılara dalmak bazen savaşlardan daha zor. Çünkü savaş bittiğinde ölmemişsen eve dönersin cepheden. Anılardan dönüş yoktur. Bazı anılar sana gerçek yuvanı hatırlatır. Savaşımı bitirdim, yuvama dönmek istiyorum. Yuvama ihtiyacım var. Yuvam bildiğim kadına...
Bazı şeyler zaman içinde ortadan kayboldu. Mesela utanma duygusu. İnsanlar artık her şeyi yapabiliyor ve sonra gözlerinin içine baka baka “ben buyum” diyebiliyor. Ben bu cümleden hep ürktüm. Çünkü “ben buyum” diyenlerin çoğu, aslında olmaları gereken şeyden çoktan vazgeçmiş oluyor. Çok insan tanıdım böyle. Tanıdığıma pişman olduğum bir sürü insan...
Kitaplar okudum. Çok... Eğer kitapların kalbi olsaydı, herhangi bir insana ihtiyaç duymayabilirdim. Ama kitapların kalbi yok. Kapağını kapattığında her şey bitiyor. Yaşamak bir roman gibi değil zaten. Romanı okumaktan vazgeçersen ölmezsin ama yaşamaktan vazgeçersen...
Sırlarım oldu. Sırrını kiminle paylaştığın hem sırrın kendisine hem de paylaştığın kişiye verdiğin değeri gösterimiş, bunu anladım. Değerli olan her şeyi herkesin önüne koymadım. Bu da beni biraz daha yalnız, biraz daha güçlü yaptı sanırım. Değerli olup her şeyin önüne koymam gereken iki insan var şu hayatta benim için. Gerisi de artık yerini yurdunu bilsin isterim.
Bu yazı bir dönüş değil. Bir açıklama hiç değil. Bu, yeni bir yol haritasına başlangıç adımları. Hayattayım. Yaşadığım söylenemez. Abartmadan, romantize etmeden, kahramanlık taslamadan sadece hayatta kaldım. Ve bunun tadını çıkarmak istiyorum. Adam olana, bu bile fazlasıyla yeter diye düşünüyorum.
O zaman, yeniden merhaba dostlar. Görüşmek üzere.

Aralıkta yıldızlı bir gece ile karşılamak Maltepe'nin özelliğidir.



Yorumlar